Blog

otizmli çocuklar ebeveyn ilişkileri

Otizmli Bireylerin Yakın Çevreleri ve Ebeveyniyle Kurdukları Bağlılık

Otizm klinik bir durum olarak kabul edildiğinden bu yana, otizmli bireyler ve diğer kişiler arasındaki kişilerarası temas ve deneyime büyük önem veriliyor. Ancak bunun dışında çok önemli bir konu daha var: otizmli bireylerin ebeveynine bağlılıkları. Şimdi, biraz bu bağlılık durumunu irdeleyelim.

Genel bir bilgi vermek gerekirse, duygusal temasın erken ve önemli bir ifadesi bağlanma sürecidir. Çocuklar, erken yaşlardan itibaren kendileri ve yakın aile bireyleri (özellikle anneler) arasında ayrı iliştirmeler kurarlar. Bu karşılıklı bağlılık, çocukluk deneyimlerinin en temel ve en doğal unsurudur. Otizmli çocuklar (ve yetişkinler) da onlara yakın olanlarla ilişki kurarlar.

Otizmli çocukların ebeveynleriyle ilişkisi

Bu ilişkide sorunlu görünen, bunu benzersiz bir şekilde ve çok yüzeysel bir seviyede yapmaları. Otizmli çocukların ebeveynleri, çoğu kez çocuğun kendilerine cansız bir nesneye olduğundan daha fazla bağlı olmadığını düşünüyor. Genel olarak bunun doğru olduğunu söyleyemeyiz. Çünkü otizmli insanlar kendilerine yakın olanlarla yabancılar arasında ayrım ve sevdikleri kişiler gibi bir tercih yapabilir.

Bununla birlikte, normalde çocuklarda beklenen bağlanma seviyesini ve dışa dönük işaretleri göstermezler. Deneyimleri ebeveynlerle aktif olarak paylaşmayabilirler, umursamaz görünebilirler, ebeveynlerinden ilgi istemeyebilirler. Otizmli çocuğunuz sarılmanızı istememesi sizi reddettiği anlamına gelmez. Çünkü çocuğun bu davranışın anlamını bilmemesi daha muhtemel.

Otizmli çocukların bağlılık biçimi

Otizmli çocukların çevreleriyle ilişki kurmada ortaya çıkan iki soru var gibi görünüyor. Bunlardan ilki, nasıl bağ kurdukları ve bağlılığı ne şekilde yaşadıkları? İkincisi ise bağlılık sürecinin normal çocukluk gelişiminden nasıl farklı olduğu?

Ebeveynler, çocuğunun kendilerini yalnızca bir nesne olarak, fiziksel dünyanın bir parçası olarak gördüğünü hissedebilir. Otizmli çocukların başkalarının zihinlerinde neler olup bittiğini, niyetlerini ve duygularını, onları neyin motive ettiğini anlamada zorlandığı açıktır. Ayrıca, kendi duygularını ve kendi benlik duygularını da zor anlarlar. Bunun sonucunda bir bağ hissetseler de, her zaman alışkın olduğumuz şekilde göstermezler.

Bağlılık kesinlikle var. Sadece normalden farklı bir şekilde ortaya çıkıyor. Kişilerarası bağlanma deneyimi geliştirme yeteneğini geliştirmeye yardımcı olması için, hem bağlantının ifade edildiği (iletişim) araçlara, hem de temel aldığı anlayışa (sosyal etkileşim) odaklanması çok önemli. Çocuğun anlamakta zorlandığı duygular ve durumların anlamlandırılması profesyonel destekle mümkündür.

Bu yazıyı paylaşın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir