Blog

Otizm ve Müzik

İnsan anlatmak, kendini ifade etmek ister. Bir an kendinizi anlatamadığınızı, insanların size tepkisizce baktığını hayal edin. Ne hissedersiniz?

Yaşamın ilk üç yılı içerisinde ortaya çıkan ve yaşam boyu devam eden nöropsikiyatrik, gelişimsel bir sendrom (Korkmaz, 2003) olan otizm spektrum bozukluğu (OSB) bulunan çocuklar ve ergenler hem sözlü iletişim gelişiminde, hem de sözsüz iletişim gelişiminde (göz kontağı, jest ve vücut dili gibi) belirgin sınırlıklar sergilerler. (Wigram&Gold, 2005)

Sözsüz bir dil olan müzik, farklı gelişim özellikleri gösteren otizmli çocuklarda alternatif bir iletişim aracı olabilir mi?

Yüzyıllar boyu yapılan arayışlar, geçen yüzyıl boyunca çalışılan bilimsel araştırmalar ile müziğin normal gelişim gösteren bireyler kadar, farklı gelişim özellikleri gösteren bireyler üzerindeki olumlu etkisi tartışılmaz bir gerçek halini almıştır. Kendini anlatmak, isteklerini ifade etmek isteyen çocuk için müzik, müzik yapma kabiliyetinden bağımsız bir iletişim aracı olabilir. Çocuk bir oyunun içerisinde tıpkı normal gelişim gösteren akranları gibi farkında olmadan ona kazandırılması istenen “hedef-davranışı” müzik aracılığı ile kazanabilir. Bir davulu gelişigüzel ritimlerle çalarken ya da bir flütü sadece üflerken, doğru düzenlenmiş bir müzik eğitim programının içerisinde bir anda kendisini ifade ederken bulabilir.

Doğasındaki ritmik, melodik ve armonik yapı sayesinde müzik, otizmli çocuk için öngörülebilir bir olguya dönüşür ve doğal olarak keyif verir (Silverman, 2008).

Otizmli bireylerin konuşmadan ya da görsel uyaranlardan ziyade müziğe ve işitsel uyaranlara ilgi gösterdiği yönündeki bilimsel araştırmaların yanında; müzikle tedaviye dayanan müzik terapisinin otizmli çocuklarda ve ergenler üzerinde dikkat, iletişim, oyun gelişimi, öğrenme, göz kontağı kurma, uygun davranış geliştirme, kişisel bakım ve kendini ifade etme becerilerini arttırdığına; sosyal, davranışsal ve iletişimsel sorunlarını azalttığına yönelik pek çok bilimsel çalışma mevcuttur. (Whiple,2004; Wigram&Gold,2005; Silverman, 2008)

Bebeklerin anne karnındayken duymaya başladıkları ve henüz doğum öncesi dönemde insan-müzik ilişkisinin başladığı savunulmaktadır (Uçan, 1996). Müzik tıpkı dil gibi işitsel yaklaşım kapsamındadır ve müzik üretiminin ana yöntemi olan şarkı, konuşmadakine benzer vokal araçları kullanır. Son araştırmalar müzik ve konuşmanın beyinde benzer alanlarda ve mekanizmalarda yer aldığını göstermektedir (Anvari ve diğerleri, 2009). Sanatın eşsiz bir dalı olan müzik insanlığa sunduğu tüm güzelliklerin yanında; otizm tanılı çocuk ve yetişkinler için tüm bu özellikleri ile alternatif bir eğitim aracı olma yetkinliğindedir.

Bu yazıyı paylaşın

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir